Notice: Undefined index: path in /hsphere/local/home/baskenta/baskentdedektiflik.com/wp-content/themes/brand-x/admin/functions/functions.options.php on line 84 ankara dedektiflik büroları | Ankara Dedektif

ankara dedektiflik büroları

Kadın&Erkek Aldatması

Prof.Dr. Nevzat TARHAN

Erkek aldatma, kadın kendini gösterme eğiliminde

Aldatılan kadın nasıl davranıyor, neler yaşıyor. Erkeğin eşini aldatmasını kadınlar artık kabullenmiyor. Prof. Dr. Nevzat Tarhan anlatıyor… Erkeğin eşini aldatmasını kadınlar artık kabullenmiyor. Erkektir, elinin kiridir yapar ama döneceği yer yine evidir. Erkeğin aldatmaya meyilli olması biyolojik yapısının bir gereği mi? Bütün toplumlarda erkeğin eşini aldatması yaygın olarak görülürken ülkemizde de erkeğin eşini aldatması aile kurumu için önemli bir sorun olarak karşımıza çıkıyor. Prof. Dr. Nevzat Tarhan Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan “Erkektir, elinin kiridir, yapar ama döneceği yer yine evidir” tarzında bir yaklaşımın ülkemiz geleneksel aile modelinde hâlâ geçerli olduğuna vurgu yapıyor. Bütün toplumlarda erkeğin eşini aldatmasının daha yaygın olduğunu ifade eden Tarhan, Batı toplumlarında kadınların da erkeğini aldatmasın da giderek artışın söz konusu olduğunu kaydediyor. Peki Türkiye’de tablo ne? Timaş Yayınlarından okuyucusuyla buluşan “Evlilik Psikolojisi” kitabında bu konuyu Rektör Tarhan ele alıyor. “Türkiye’de ise erkeklerin eşlerini aldatması aile kurumu için önemli bir sorundur. Bunun temelinde geleneksel aile anlayışımızın erkeğe adeta aldatma özgürlüğü vermesi yatar.

ERKEĞİN ALDATMASINI KADIN ARTIK KABUL ETMİYOR “Erkektir, elinin kiridir, yapar ama döneceği yer yine evidir” tarzında bir yaklaşımın geleneksel aile modelinde hâlâ geçerli olduğunu söylemek mümkündür. Ancak eğitim seviyesinin giderek yükselmesi ve çekirdek aileye geçişle birlikte erkeğin eşini aldatması da artık boşanma nedeni olarak daha sık karşımıza çıkmaktadır. Yani erkeğin eşini aldatması artık kadın tarafından eskisi gibi kabullenilmemektedir.

ALDATMAK GENETİK BİR EĞİLİM Mİ? Aslında erkeğin aldatmaya meyilli olması onun doğasından yani biyolojik yapısından kaynaklanır. Erkekte çok eşlik özelliği vardır. Bu genetik bir eğilimdir. Erkekte neslini devam ettirebilmek için en iyi avantajı/eşi bulma eğilimi kadına göre güçlüdür. Bu da çok sayıda üreme hücresi (sperm) demektir. Kadının vücudunda bulunan yumurta sayısı dört-beş bin arasındadır ve hayatı boyunca kullandığı yumurta sayısı 4 yüzdür. Ancak erkekte sadece bir santimetreküp menide beş ila on milyon arasında sperm hücresi bulunur. Bu da erkeğin neslinin devamı için kadına göre fazla cinsel beraberlik yapma eğiliminde olması demektir.

KADIN KENDİNİ GÖSTERME EĞİLİMİNDEDİR Kadın ise neslini devam ettirme dürtüsünde en iyi avantajı yakalamak için kendini gösterme eğilimindedir. Çünkü korkuya direnci zayıf olan kadın, annelik ve şefkat duygusunu ön planda tutar. Dolayısıyla kadının anneliği iyi yapabilme ve kendi genlerini aktarabilme eğilimi daha güçlüdür. Bu yüzden kadın, eş seçiminde biyolojik olarak en iyi avantajı yakalayabilmek için kendini sergileme ve cinselliği ikinci planda tutma eğilimindedir.”

Bu yazı Ankara Dedektiflik Bürosu tarafından çeşitli sitelerden bilgi amaçlı derlenip degerlendirilmiştir. 

Evlilikte aldatmak affedilirmi?

Aldatmak nedir? Kaç çeşit aldatma vardır, aldatılan kişi affedilir mi? Kişinin hayatına ne gibi zararlar verir?

Memory Center Nöropsikiyatri Merkezi’nden

Uzm.Dr. Oğuz TAN

anlatıyor:

“Bir kadın, bir erkek… Dünyanın ezeli gerçeği budur. Erkeğin kadına, kadının erkeğe duyduğu arzu, karşı konulması en güç tutkulardan biridir. Bazı hayvanların bilindiği gibi ‘aşk mevsimi’ vardır. Kedilerin Mart ayı meselâ… Bu mevsimde, hayvanların karşı cinse karşı hissettikleri çekime engel olmak çok zordur.

Aşk ve şehvet, canlıların engellenemez dürtüleridir. Ancak insan, dostluk da ister. Kimi hayvan türleri, çiftleştiği eşini bir daha görmez, sonraki çiftleşme mevsiminde de yeni bir eş arar. Hatta kimi görse oracıkta çiftleşir. İnsanın seksle yetinmeyip dostluğun da peşinde koşması, eşiyle uzun süreli ilişki kurma idealini getirmiştir.

Aldatma, işte bu dostluk idealinin yıkılmasıdır.

Ayrıca insanın işbirliğine, duygusal paylaşıma, vefaya, sadakate muhtaç olan bir hayvan olması da, kadın-erkek ilişkilerini iyice karmaşık hale getirir.

Neden ve hangi durumlarda çiftler birbirlerini aldatırlar?

Erkeklerin aldatması için mutlaka bir sebep gerekmez. Evliliği mükemmel olan bir erkek de aldatabilir. Anlık cinsel dürtülerine mağlûp olup bir kadınla yatabilirler. Sonra o kadını yolda görse belki tanımaz bile bir erkek. Elbette anlık cinsel dürtülerin çok ötesinde duygularla, romantik sebeplerle aldatan erkekler de vardır. Ancak, diyelim ki bir karısı ve iki ayrı sevgilisi olan, bu üç kadın için ayrı birer ev tutan erkek, hepsini çok çok sevebilir, hiçbirinden ayrılmak istemeyebilir.

Kadınların aldatmaları daha çok duygusal sebeplere dayanır. Evliliğinin kötü gitmesi, kocasından ilgi ve şefkat görememesi gibi sebeplere… Erkek, kendisine ev tuttuğu sevgilisine aşık olmayabilir; kadın ise internette yazıştığı birine daha görmeden aşık olabilir. Erkek üç dört kadını aynı anda idare edebilir; kadın, sevgilisine açıksa, kocasıyla aynı odada bulunmaktan bile azap duyar.

İnternette aldatma: Evliliği kötü olmayanlar, aldatmayı asla düşünmeyenler, karakteri aldatmaya uygun olmayanlar bile internette aldatabilirler. Çünkü; önce her şey çok masum niyetlerle başlar: ‘Sadece sohbet etmek istiyorum’ gibi. Sohbet flörte dönüşünce, kendini aldatmak kolaydır: ‘Nasıl olsa birbirimizi görmemiz bile mümkün değil’. Bir de bakarsınız, ateş bacayı sarıvermiş.

Ne yapmalı? Bu tür aldatma, çok sinsice rûhu ele geçirdiği, aldatma niyeti olmayanı bile baştan çıkardığı için, en iyisi, evlilerin internet sohbetlerinden (bilhassa karşı cinsle sohbetten) tamamıyla uzak durmalıdır.

Tek gecelik ilişkiler: Erkeklerin sık başvurduğu bir yöntemdir. Barda flört ettiği bir kadınla veya bir fahişeyle beraber olan erkekler az değildir. Kadınlar da barda, tatilde tanıştıkları biriyle tek gecelik ilişkiler yaşayabilirler. Bunlar genellikle ciddi kişilik sorunları yaşayan kadınlardır (duygu dünyaları çok fırtınalı, çok iniş çıkışlı, hemen değişiveren, sevilmeye aç, ilgi görmeye dayanamayan…) Ahlâken çok kınansa da, evliliğe en az zarar veren aldatma türü budur. Fakat aldatan kadınsa, kadının bahsettiğimiz kişilik özellikleri (aldatması değil) evliliğin yürümesini zorlaştırır.

Ne yapmalı? Aldatan erkekse, karısının fazla üzülmesine gerek yok. Aldatmanın elbette mazur görülecek tarafı olmaz. Ancak erkek için tek gecelik ilişki son derece önemsiz ve gelip geçicidir. Kadın tek gecelik ilişki yaşıyorsa, burada zaten, aldatmanın çok ötesinde, ciddi kişilik problemleri vardır.

Uzun süreli gönül ilişkileri: Bunlar aldatılandan çok aldatana zarar verir. Aldatan erkekse, iki ayrı kadının duygusal beklentileri arasında bunalır. Erkek karısını sevdiği halde başka bir kadınla uzun süreli gönül ilişkisi yaşayabilir. Bir yanda karısı ve çocukları, öte yanda sevdiği başka bir kadın… Ne yapacağına karar veremez, verse kararından cayar, caymasa kararını uygulayamaz. Kadın başka bir erkeğe gönül verdiyse kocasıyla aynı evde bulunmak, onunla aynı tuvaleti paylaşmak, aynı sofrada yemek yemek, aynı yüzüğü takmak, aynı yatağa girmek dayanılmaz bir işkence haline gelir.

Ne yapmalı? Bu tür aldatmada, ortada ciddi psikolojik yaralanmalar vardır. Aldatan eve mi dönecek, sevgilisine mi gidecek? Aldatılan boşanacak mı, her şeyi unutacak mı? Buna bir türlü karar verilemez. Bu hengâmede evlilik ilişkisi iyice bozulur. Psikiyatriste gidilirse, büyük fayda sağlanabilir. Yapılacak şey önce psikolojik yaraları sarmak, sonra kesin kararın verilmesi (tamam mı devam mı?), sonra da bu kararın uygulanmasıdır.

Ofis aşkları: Ofis ortamlarında, ciddi bir ilişkiye dönüşmeyen ufak tefek flörtler sık yaşanır. Ancak en çok aldatan kadınların çalışan kadınlar oldukları bir gerçektir. Küçük göz kaçamakları büyük bir aşka dönüşebilir. Erkekler iş ortamlarında konumlarını kullanarak kadınları etkileme yoluna gidebilirler. Bazı kadınlar da statü sahibi erkekten kolaylıkla etkilenirler.

Ne yapmalı? Ofis aşkları işyeri disiplinini de bozduğu için, çoğu şirket, bu türlü ilişkileri yasaklamıştır. Ofis aşkı ortaya çıktığı anda, işten çıkarmaya varan yaptırımlar uygulanır. Doğru olan da budur. Bir ‘ofis etiğinin’ artık oturması gerekmektedir.

Göz kaçamakları: Göz kaçamakları da ofis aşkları gibidir. ‘Firari’ bakışlar hızla unutulup gidebileceği gibi ciddi bir ilişkiye de dönüşebilir.

Ne yapmalı? Ofiste aşkın başına belâ açacağını bilen çalışanlar, zaten bakışmalardan bile uzak durmaya çalışacaklardır. Bazen başaramasalar da…

Aldatılmanın hangi boyutunda ayrılmalı ya da ilişkiyi kurtarmaya çalışmalı? Ne zaman ayrılacaklarını, elbette eşlerin kendileri bilirler. Her türlü ihanetten sonra, evliliğin kurtulma ihtimali vardır. İhanet evliliği ciddi şekilde sarsar, ancak bazen ihanetten sonra evliliğin daha iyiye gittiği bile görülür. Esas olan, ilişkinin aldatmadan önceki kalitesidir. Daha önce ilişki iyiyse, böyle bir evliliği sürdürmek için çaba gösterilmelidir. Ancak kötü evliliklerin bile aldatmadan sonra (adeta bir şok etkisiyle) düzelebileceğini belirttik. Evliliğin sonunu getiren, daha çok uzun vadeli gönül ilişkileridir.

Aldatılan ve aldatan eş neler yapmalı? Aldatan kadın ve erkeklere öneriler: Hakikatin saklanmasını gerektiren tek durum, belki de aldatmaktır. Aldatan eş, bazen bunu itiraf eder. Bu, aldatılan eşi öldürmekten beterdir. ‘Ben seni 10 yıl önce aldatmıştım’ bile denmemelidir. Hatta diyelim seneler önce boşandığınız eşinizi gördünüz, ona bile ‘Seni aldatmıştım’ denmemelidir. Çünkü aldatıldığını bilmenin yarası, kolay kolay kapanmaz. Aldatan erkeklere öneriler: Namus cinayetlerini hep erkekler işler. Hâlbuki, sanılanın aksine, aldatılan erkek, aldatılan kadından daha az incinir. Erkek ya durumu kabullenip unutur ya evliliği bitirir. Aldatılan kadın ise, ne kolay kolay evliliği bitirebilir ne de durumu kabullenebilir. Kocasına yıllarca taarruz eder durur. Aldatan kadınlara öneriler: Kadınlar ‘Başka bir erkeği arzu ettiğime göre, demek ki benim evliliğim aslında bitmiş’ diye düşünürler. Halbuki kocalarından boşanıp sevgilileriyle evlendiklerinde mutlu olan kadın çok azdır.

Çocuğu olan çiftlerde aldatılmaya nasıl yaklaşılmalı? Çocuklar, bu durumu bilmemelidir. Bilhassa aldatılan kadınlar, acılarına çocuğu da ortak kılar, babaya düşman eder, aynı cephede savaşırlar. Halbuki nasıl boşandığı halde çok iyi ebeveynlik yapan anne-babalar varsa, aldattığı halde çok iyi ebeveynlik yapanlar da vardır. Aldatan biri, sıklıkla, ‘Çocuklarım anne-babasız kalmasın diye boşanmıyorum’ derler. Halbuki kalitesiz bir evliliğin çocuğa zararı, resmen sona ermiş bir evlilikten daha az değildir. Üstelik ‘Çocuklarım için boşanmıyorum’ kararı, ‘Eşime çocuklarım için katlanıyorum’ düşüncesini de getirir. Bu düşünce de, kişinin evliliği düzeltme çabalarının önünde önemli bir psikolojik engeldir.”

Psikohayat Dergisi Mayıs-Haziran sayısı 09ARALIK2012 tarihinde alınmıştır

Ankara Dedektif Bürosu’nun bilgi amaçlı degerlendirdigi bir makaledir.

Aldatmanın psikolojisi

Demet KARAKARTAL (Uzman Psikolojik Danışman)

Aldatma, aldatılma, çapkınlık yıllardan beri tartışılagelen bir konu olmakla birlikte ve insanlık tarihinin en eski çağlarından beri değişmeyen gündem konularından biri olabilmektedir. Aldatmanın içeriği çok kapsamlı olmakla birlikte her bireye göre farklı şekilde değerlendirilip yorumlanabilir. Bazı kişilere göre sevgililerinin ya da eşlerinin başka kişilere bakması ya da başka kişileri düşünmesi aldatma olarak değerlendirilirken; bazı kişilere göre ise; sadece cinsel aktivitede bulunması aldatma olarak değerlendirilebilir.

Evlilik dışı seks ya da ikili ilişki dışına yaşanan seks yaygın olarak onaylanmamasına rağmen, birçok insan tek eşli ilişkiler içinde olamamaktadır. Bazı insanların sürdürmeye çalıştıkları öncelikli ilişkilerinin dışında yaşadıkları cinsel ilişkileri de olabilir. Fakat aldatmayı sadece cinsel ilişki düzeyine indirgemek ve tanımlamak yanlış olabilmektedir.

Aldatma nedir?    Aldatma, partnerler arasındaki anlaşma ve güvenin başka bir birey tarafından duygusal ve cinsel olarak ilişkiye dâhil olması ile bozulması olarak tanımlanabilir. Yapılan araştırmalar sonucu; iki çeşit aldatma türü olduğu bulgulanmıştır. Bunlar  duygusal aldatma ve cinsel aldatma. Sürmekte olan ilişkisi varken, bir başkasıyla cinsel ilişkiye girmek ’cinsel aldatma’ olarak tanımlanırken, yine bir ilişki yaşarken bir başkasıyla duygusal bir yakınlık yaşamak, bir başkasına aşık olmak, bir başkasıyla özel paylaşımda bulunmak ‘duygusal aldatma’ olarak tanımlanmaktadır. Ancak ‘Eşler arasında cinsel aldatma önemli değil, duygusal aldatma önemlidir.’ diye bir şey söz konusu değildir. Çünkü cinsel aldatma, eşler arasındaki duygusal bağların zayıflamasına ya da kopmasına neden olabilmektedir.    Araştırmalar göstermiştir ki, aldatmaların 2/3’ü hem duygusal hem de cinsel bileşen içermektedir. Kadınlar aldatmaya sunulabilecek gerekçelerin cinsellikle değil de, aşkla ilgili olmasını daha kabul edilebilir görebilmektedirler. Erkeklerin aşkı ve seksi birbirinden ayırdığı, fakat kadınların aşkın ve seksin birlikte gittiğine inandıkları gözlenmiştir. Kocasının cinsel bir ilişki içinde olduğunu fark eden bir kadın, otomatik olarak kocaların artık kendilerine değil de başka birine aşık olduğu yargısına kapılabilirler. Çünkü aşk, aldatma için kendilerinin kullanacağı bir gerekçe olabilmektedir. Diğer yandan esinin başka biriyle duygusal yakınlık içinde olduğunu fark eden koca, bu ilişkinin cinsel bir yanı olmadığına inanmakta güçlük çekebilmektedir. Kadınlardaki aşk atfı gibi, erkeklerdeki cinsellik atfı da kendi eğilimlerinden kaynaklanabilmektedir.    Yapılan araştırmalara göre; Evli bir adamın bekar bir kadınla birlikte olması, evli bir kadının bekar bir adamla birlikte olmasıyla karşılaştırıldığında, evli adamın ilişkisi daha az aşk ve bağlılık içerebilmektedir. Ayrıca evli adamın evli kadına göre, evlilik dışı ilişki yaşadığı kişiyle evlenme olasılığı daha az, evlilik dışı ilişki yaşama olasılığı ise; daha fazla olarak algılanmaktadır.    Cinsel ve duygusal aldatmanın birbirinden farklı iki durum oldukları ve farklı duygu durumlarına sebebiyet verdikleri görülmüştür. Duygusal aldatma koruyucu kıskançlık duygusunu uyandırırken, cinsel aldatma öfke uyandırabilir. Kadınlarda kıskançlığın baslıca sebebi, karsı tarafın fiziksel çekiciliği iken, erkekler karsı tarafın sosyal baskınlığını daha önemli bir kıskançlık sebebi sayılabilmektedir. Duygusal aldatmanın kadınlarda ve erkeklerde cinsel aldatmaya göre daha fazla incinmeye sebep olduğu görülmüştür. Cinsel aldatma ise; her iki cinste de öfke ve iğrenmeye yol açabilmektedir. Aldatılma sonucunda yaşanılabilecek en yaygın duygu durumu ise kıskançlıktır. Yapılan bir başka araştırmaya göre ise; Kadınların aldatmanın bütün boyutlarında cinsel, duygusal, cinsel ve duygusal- erkeklerden daha fazla stres yaşadıkları ve partnerlerinin aldatmalarında daha az sorumluluk hissettikleri sonucuna ulaşılmıştır.Aynı araştırmada kişilerin duygusal içerikli aldatma sonucunda daha fazla sorumluluk duydukları yargısına varılmıştır. Cinsel aldatma fiziksel çekiciliğe bağlanırken, hem cinsel hem duygusal aldatmanın sadece fiziksel çekicilikle açıklanamayacağı belirtilmiştir.

Aldatmanın nedenleri    Aldatma nedenlerinin başında duygusal anlamda yalnız bırakılma gelebilmektedir. Daha sonra eş ile iletişim kuramama, cinsel sorunlar yaşama, aşık olma, aşklara özgü heyecanın dayanılmaz tadı, karşı cinsin cazibesine kapılma, sürekli aldatma eğilimi, bir ilişkinin içine istemeden çekilme, aldatan arkadaşları taklit etme isteği, egonun tatmin edilme hissi, korunmaya muhtaç, tehlikede veya zor durumdaki karşı cinse karşı gelişen hamilik hissinin zamanla birlikte olma isteğine dönüşmesi, yaşamın diğer alanlarında başarı gösteremeyip seksüel başarılarla avunma isteği, çapkınlıkla sakinleşme isteği, eşcinsel dürtüleri bastırma ve gizleme eğilimi, İş stersini yenme çabaları vs…Aldatma konusundaki birçok araştırma, aldatmanın yordanması ve aldatmayla özdeşlesen risk faktörleri üzerine odaklanmaktadır. Aldatma durumunu pek çok faktöre bağlanmıştır. Bunlar, evlilik dışı ilişkilerin duygusal-cinsel doğası; gizli ya da görüş birliği içinde yaşanılan evlilik dışı ilişkiler; evlilik dışı ilişkilerin nedenleri, sonuçları ve detayları; evlilik dışı ilişkilerde kişisel sorumluluk ve bu tür ilişkilerin aldatılan tarafa etkileri olarak özetlenebilir. Cinsiyet, evlilik dışı ilişkilerin araştırılmasında önemli bir değişkendir. Genel olarak erkekler kadınlara oranla daha fazla evlilik dışı ilişki yaşayabilmektedirler. Evlilik dışı ilişkilerin nedenlerine bakıldığında ise; cinsiyet farkı dikkat çekmektedir. Aldatmanın erkeklerde ve kadınlarda ortaya çıkış nedenlerinin farklı olduğu görülebilmektedir.

Erkekler neden altadır?    İlişkilerinin hayal ettikleri gibi gitmemesi, yenilik arama, egolarını tatmin etme, çevrelerinde ciddi bir ilişki istemeyen kadınların varlığı, hissedecekleri anlık tatmin duygusuna yenilme, intikam duygusu gibi nedenler sayılabilir.

Kadınlar neden aldatır?    Kendine güvenlerini arttırma isteği, duygusal olarak ihmal edildiklerini düşünme, heyecan arayışı, romantizm ihtiyaçlarını karşılama isteği, eşlerinden ya da partnerlerinden daha zengin ve statü sahibi biriyle beraber olmak arzusu, cinsel tatminsizlik ve hiç bitmeyen ev işlerinin ve sorumlulukların yükünden kurtulma isteği ile kadınlar aldatabilir. Yapılan araştırmalara göre; Kadınların aldatma motivasyonu yakınlık ihtiyacından kaynaklanabilirken, erkeklerin aldatma davranışlarının rastlantıdan kaynaklandığı ileri sürülmektedir. Evlilik dışı ilişki ile ilgili en yaygın kabul gören yüklemelerden biri evliliklerdeki mutsuzluk ve çatışmalar olabilmektedir. Çok eşlilik literatüründe doyum ve evlilik dışı ilişki arasındaki bağlantı sıkça çalışılmış bir konu olmasına karşın, yapılan çalışmalar evlilikteki doyumsuzluğun ilişkiler üzerindeki etkisini ne tam olarak desteklemekte ne de reddetmektedir.    Aldatmanın sonuçları kadın ve erkek açısından farklılık gösterebilmektedir.    Erkek aldattığı zaman, duygularıyla toplumun baskısı arasındaki yaşanan sürtüşme, hâkim ve güçlü olan erkek olduğu için büyük olmayabilir. Erkekler aldattığında dikkatsizdir, kendisine daha fazla bakmaya başlar, yeni elbiseler alır, sık banyo yapar, yeni parfümler alır, rejim ya da egzersize başlar, akşam eve beklenmedik saatlerde gelip, işte sürekli bir toplantı hali yaşadıklarını ifade ederek hemen kendilerini ele verebilmektedirler. Erkekler için gizli buluşmalar ve gün ortasındaki hızlı seks kaçamağı heyecan verici olabilmektedir. ‘Yaşandı ve bitti hesapsızca’ psikolojisi erkekler için çok yaygındır. Erkekler ilk adımı atıldıktan sonra arkasını getirebilmektedirler. Aldatan erkek suçlu çocuk gibi bakabilir bazen nedensiz yere eşinin bütün kusurlarını ortaya döküp kırıcı olabilir. Aldatan erkeğin seks yapma stilinde bir değişiklik olabilir ya da hiç seks yapmak istemeyebilir ve çocuklarına daha az zaman harcamak isteyebilir.    Kadın aldattığı zaman, duygularıyla toplumun baskısı arasında sürtüşme ve çatışma süreci yaşayabilmektedir. Bu nedenle kadının aldatması daha zor, daha derinlikli, daha heyecanlı, daha edebi ve daha zengin bir malzeme olabilmektedir. Kadınlar aldattığında çok daha dikkatli davranırlar. Her ayrıntıyı düşünürler. Çünkü kadınlar için günü birlik bir ilişkiden çok, uzun süreli ve duygusal bağları kuvvetli bir ilişki yani aşk yaşamak çok daha önemli olabilmektedir. Kadınlar cinsel yolla bulaşan hastalıklar konusunda çok duyarlı olmakla birlikte, sevgi, aşk, romantizm, heyecan ve sürpriz arayabilmektedirler. Kadın bir yasak ilişki yaşadığında yüzünde bir parıltı belirir ve her bakımdan çok çekici olur. Suçluluk duygusuyla kadın eşine karşı daha sevecen davranır. Kadın parfümünü değiştirir, saçıyla ve makyajıyla daha fazla ilgilenir, evde özensizdir, dışarı çıkarken daha farklı olabilmektedir.    Özellikle İslam toplumlarında kadının aldatması toplum tarafından etiketlenmesine, dışlanmasına, namus kavramının zayıflığına işaret ederken, erkekte bu tip sonuçlara sık rastlanmamaktadır. Ayrıca kadının aldatması çoğu zaman hayatıyla ödemek zorunda olduğu bir bedele de yol açabilmektedir.

Pazar 14:27    2 Eylül 2012

ADINIZA KAÇ GSM HATTI AÇILMIŞ?

Akın ÜNLÜ (ÖZEL DEDEKTİF)

Yıllardır cep telefonu operatörleri abone sayılarını artırmak ve rakip operatörlerden bir adım önde olabilmek için kendi bayiilerine prestij veya çeşitli ödüller vaadi ile hat şatışlarını artırmak için kotalar koydular, Bu kotalar operatörlerin kendi bayiileri arasında bile rekabete neden oldu, olduda bu telefon kartı konusunda bu kotalar nasıl doldurulacak, satışlar nasıl olacaktı.

Yurdum esnafı düşündü taşındı bir çözüm üretti, x bayii kendi arkadaşları ve yakınlarının üzerlerine hatlar açmaya başladı, olmadı hat aboneligi için gelen vatandaşlarında bilgisi haricinde’de hatlar açılmaya başlandı, “AÇIK HAT” adı altında yüzlerce binlerce hatlar kimliksiz, imzasız satışa sunuldu. Bu fikrin çıkış sebebi belkide çok masumane idi. Ama zamanlar bu hatlar yasa dışı iş yapan insanların işlerine yardımcı olmada degişmez bir enstrüman haline geldi. Mesela bir dolandırıcılık, tehdit, şantaj, terör olayına karışan bu hattın gerçek sahibi hiçbir şeyden habersiz işinde gücünde ugraşırken bir sabah operasyonla gözaltına alınmış ardından suçsuz oldugunu, sözkonusu olaylar veya olayla ilgisi olmadıgını ispatlamak için avukatlar, mahkemeler vs. yıllarca ugraşması gerekebilir.

ÖNLEM OLARAK NE YAPMALIYIZ

En basit şekliyle; gsm operatöründen bir hat alırken verdiginiz kimlik, sürücü belgesi veya kimliginizi temsil eden herhangi bir belgenin fotokopisinin hat için alıkonulması durumunda, belgenin üzerine belirgin bir şekilde çapraz veya yatay olarak hangi numara ile ilgili işlem yapılacak ise o numaranın yazılması örnegin: “05xx xxx xx xx”  şeklinde, bilginiz dışında hatlar açılmasını önlemiş olursunuz.

AÇIK HATLARLA İLGİLİ MAHKEME AŞAMASINDAYSANIZ

Öncelikle abonelik sözleşmesi her numara için ayrı ayrı doldurulur ve imza altına alınır, eger suça karışan hat sizin bilginiz dışında işlem görmüş ise;

1- avukatınızdan sözkonusu hattın abonelik sözleşmesindeki yazı ve izmaların bilirkişi tarafından sizin yazı ve imzanızla mukayese edilmesini isteyebilirsiniz.

2- suça karışan ve halihazırda kullanmış oldugunuz hattın suçun işlendigi tarih ve saatlerdeki baz istasyonları kayıtlarının, davanın görüldügü mahkemenin hakimden talep etmeniz halinde ve sizin malum tarih ve saatte farklı bölgelerde oldugunuzu şahitler, kamera kayıtları vs. ile ispatlamanız durumuda büyük ölçüde size fayda saglayacaktır.

3- Suça karışan hattın kullanıldıgı telefona hangi hatlar takılmış bu’da sizin masumiyetiniz konusunda önemli bir delil olacaktır.

4-Daha fazla yardım için Ankara Özel Dedektiflik Bürosu ile iletişime geçebilirsiniz. İrtibat için iletişim sayfasına tıklayınız.

KONU HAKKINDAKİ GELİŞMELER ve ÖNLEMLER RESMİYETTE NE DURUMDA

Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK), internet sitesindeki iş planında önemli gelişmeleri paylaşıyor, bu planlar arasında kişilerin adlarına kayıtlı kaç hat oldugunu yakın bir zamanda ögrenebilme imkanı olabilecek. bu plan ve çalışmaların altında yatan sebepler benim yukarıda izah ettigim suç ve suçlularla mücadele kapsamındadır.

Aşagıdaki link tıklanarak adınıza kayıtlı hatları sorgulayabilirsiniz.

https://hat-sorgulama.btk.gov.tr/

 

 

 

Aldatan kadına Yargıtay şoku

Şebnem Berrak A. takma ismiyle kaleme aldığı ‘Çıplak Tenimin Hafızası ’ kitabında askerdeki eşini 300 erkekle aldattığını iddia eden İngilizce öğretmeni Y.Ç.’nin temyiz ettiği boşanma davası Yargıtay tarafından onandı. Mahkemece 15 bin TL tazminat ödemesine karar verilen Y.Ç., kocasından izin almadan kitap yazmasının ‘sadakatsiz davranış’ olarak kabul edilemeyeceğini belirterek karara itiraz etmişti.

‘Çıplak Teminim Hafızası’ isimli kitabında eşini 300 erkekle aldattığını anlatan Şebnem Berrak A’nın Sarıyer’deki bir ilköğretim okulunda İngilizce öğretmenliği yapan Y.Ç. olduğunun ortaya çıkmasının ardından, askerdeki eşi A.Ç.Y., avukatı aracılığıyla mahkemeye başvuruda bulunarak boşanma davası açmıştı.

“Tanıştığımızda türbanlıydı”

Elektronik mühendisi A.Ç.Y., mahkemeye yaptığı başvuruda 2002 yılında Boğaziçi Üniversitesi’nde okurken tanıştıklarını belirterek, o dönem cemaat evlerinden birinde kalan türbanlı eşinin evlendikten sonra çok değiştiğini kaydetmişti. Sık sık internetten erkeklerle ‘chat’ yapan eşiyle bu konuda tartıştıklarını belirten A.Ç.Y., sık sık bu nedenle kavga ettiklerini bir kavgalarında ise bıçak ve şişe ile üzerine yürüdüğünü öne sürmüştü. A.Ç.Y., açtığı davada 20 bin TL maddi, 100 bin TL manevi tazminat ile oğlu M.Y.’nin velayetinin de kendisine verilmesini talep etmişti.

“Sabahlara kadar bilgisayar oynuyordu”

İsminin deşifre olmasının ardından Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından hakkında soruşturma başlatılarak açığa alınan ancak daha sonra görevine iade edilen İngilizce öğretmeni Y.Ç. ise eşinin bu atağına 130 bin TL tazminat talepli karşı dava ile yanıt vermişti. Genç kadın, asıl kusurlu olan kişinin kendisi ve çocuğuyla ilgilenmeyerek sabahlara kadar bilgisayarda oyun oynayan kocası olduğunu iddia etmişti. Y.Ç., ayrıca o dönemde askere giden kocasından kalan borçları ödemek için böyle bir yönteme başvurduğunu belirterek, kitabın gereğinden fazla abartıldığını, zaten böyle bir tepki almaktan korktuğu için takma isim kullandığını belirtmişti.

Kitap yazan eş ‘ağır’ kusurlu

İkilinin boşanma davasının karar duruşması 2010 yılında sonuçlandı. Mahkeme, yapılan yargılama sonucunda her iki tarafı da kusurlu buldu. Ancak karşı davalı olan Y.Ç.’nin ‘kitap yazması’ nedeniyle daha ‘ağır kusurlu’ bulan mahkeme kocasına 15 bin TL manevi tazminat ödemesine hükmetti. Mahkeme, tarafların boşanmasına, oğulları M.Y.’nin velayetinin anneye verilmesine ve davacı A.Ç.Y.’nin ayda 600 TL yoksulluk nafakası ödemesine karar verdi.

Yargıtay, kocayı haklı buldu

Sonuçtan memnun kalmayan Y.Ç., avukatı Atilla Karahan aracılığıyla kararı temyiz etti. Y.Ç., sırf kitap yazmış olması nedeniyle 15 bin TL tazminat ödemesine karar verildiğini “Davacı, eşini defalarca darp eden, sürekli küfreden, evine bakmayıp, gece gündüz bilgisayar oynarken, geçimine katkı sağlamak için sadece kitap yazmamın daha ağır kusurlu sayılması anlaşılamaz. Kitap yazılması ancak 3′üncü dünya ülkelerinde kusur sayılabilir. Avrupa’da kitap yazan insanlar ayrıcalıklı özel insanlardır.” diyerek tazminat yönünden kararın bozulmasını talep etti. Ancak Yargıtay Hukuk Dairesi, yerel mahkemenin kararını onayarak davalı Y.Ç.’nin davacı kocasına 15 bin TL manevi tazminat ödemesine hükmetti.

Copyright © Ankara Dedektiflik 1991-2013